26 Eylül 2009 Cumartesi

MEHMET SELÇUK KOLLARI SIVADI

Mehmet Selçuk hocama kolaylıklar diliyorum. Güzel yurdumuzun her köşesinde karikatür sanatı filizlenip, kökleniyor./ Hürriyet ege' den/

19 Eylül 2009 Cumartesi

ATATÜRK'ÜN VAGONU/ Çamlık Lokomotif Müzesi


Selçuk- Aydın yolu üzerindeki "Çamlık "istasyonuna dün yolumuz düştü.


Eşim Emriye Yakalı ile "BUHARLI LOKOMOTİFLER MÜZESİ'ni


büyük bir hayranlıkla gezdik.


Sizlerle o anı paylaşmaktan mutluluk duyuyor ve

İYİ BAYRAMLAR DİLİYORUM. Raşit Yakalı



video

7 Eylül 2009 Pazartesi

KÜRŞAT COŞKUN DİYOR Kİ:


sevgili raşit ağabey,

senin de çok iyi bir biçimde dile getirdiğin gibi, fahri eyican dostumuz çizerliği ile olduğu kadar, efendiliğiyle de çok sevdiğim bir arkadaşımdır. istanbul'dan ayrılması üzerine yazdığın yazı, bana 2002'de fahri zonguldak'tan ayrılırken yazdığım bir yazıyı anımsattı. o sıralar bir yerel gazete için zonguldaklı dostları konu aldığım portre yazılardan birini ona ayırmıştım. ekte o yazıyı ve yazı ile birlikte hazırladığım portreyi gönderiyorum. sizin adınıza ben de üzüldüm ama fahri gibi bir dosta yeniden kavuşmanın sevincini de anlatamam.
selam ve sevgilerimle...

kürşat coşgun
Fahri Eyican

tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığımızda hep savaş, hep kavga, hep gürültü-patırtıyla karşılaşırız; zaten tarih biraz da en fazla sesini duyuranların hikayesi olmuştur... birgün birileri sessizliğin tarihini de yazmaya koyulursa, işte o gün fahri gibileri de görmeye başlayacağız...
çizgileri de yaşamı gibi; sessiz, naif, sevecen... karıncaezmezgiller soyunun son temsilcisi; sanat dallarının en hırçını olarak bilinen karikatür bile, onun fırçasından çıktığında kadife bir eldiven takmış izlenimi veriyor; bütün gizemi ince esprilerinde, karikatürlerinin çarpıcılığı dünyayı köşeli değil, ayrıntıları görmesinde gizli... dünyaya bakışı da karikatüre bakışından farklı değil!..
yaklaşık onbeş yıldır karikatürle haşır neşir; yorucu bir mesleği olmasına, günün yalnızca küçük bir bölümünü kendisine ayırabilmesine karşın, oldukça üretken bir çizer... yarışmalarda alınmış hatırı sayılır dereceler, bir dönem yeni adım’da izlediğimiz güncel çizgiler, bir kişisel sergi, bir albüm onun kısa sanat yaşamının satır başlıklarını oluşturuyor...
alçakgönüllülüğü hiç elden bırakmadı; bu yüzden de yıllarca uğraşıp didindikten sonra ortaya çıkardığı ilk sergiye ‘karalama’ dedi; aynı karikatürleri kitap haline dönüştürdü, yine ‘karalama’ dedi... en iyi yanı da bu zaten, yaptığı hiçbir şeyi beğenmiyor... biliyor çünkü, bir sanatçını sonu ‘’enel hak” deyince başlar...
t’si gitmiş, p’si kalmış bir işletmenin gezgin personeli olarak halen istanbul sokaklarını arşınlıyor... bizler onun zonguldak’a döneceği günü sabırsızlıkla beklerken, o “bırak abi, sanat piyasasında biraz daha pişeyim” diyor... onun bu sürgün günlerinin sorumluları, belki de farkında olmadan ona iyilik ettiler; bunun sonucunu önümüzdeki yıllarda göreceğiz....


Kürşat Coşgun
6 Kasım 2002, Yeni Adım

2 Eylül 2009 Çarşamba

İÇİMİZDEN BİRİ: FAHRİ EYİCAN

İÇİMİZDEN BİRİ; FAHRİ EYİCAN
Karikatürcüler Derneği Üyesi olup ta, ya da bizim camiadan olup ta Fahri Eyican’ı tanımayanımız yoktur. Uzun yılardır karikatür çizer, sırf karikatüre olan aşkı yüzünden yıllar önce Zonguldak ’ta olan PTT deki görev yerini İstanbul’a naklettirdi. Bütün etkinliklere kızı ve oğluyla birlikte, hatta komşu çocuklarıyla birlikte katıldı. Devamlı karikatür çizdi, karikatür dinledi zira o çok az konuşur, devamlı gülümser, duygu ve düşüncelerini çizgi ile anlatırdı.
Dernek binamız mı badana olacak, Fahri tek başına o işi hallederdi, bültenler, ya da Nasrettin Hoca albümleri mi postaya verilecek, o hemen işin içinde olurdu. Her izin gününü dernek merkezimizde geçirir, orada çalışır,” kankaları” Ümit Müfit Dinçay, Kemal özyurt ve Ahmet Ümit Akkoca ile bazen de bizlerle koyu sohbetlere katılır sonra birlikte Eminönü’ne yürüyüp çocuklarına kuru yemiş alır, televizyon seyretmeye giderdi. Tam bir aile babası, efendi sessiz sedasız bir kardeşimiz o. Ara sıra beni cepten arar, “Abi bir emrin var mı? Ben Fahri” Diye kısa bir sohbet ederdi. Dün yine aradı.”Abi merhaba, nasılsın? Sana bir haberim var, hani Zonguldak’ta bir kooperatife girmiştim ya, işte o ev bitti, tayinimi istedim ve Zonguldak Kilyos şubesinde işime başladım. Abi hakkını helal et. “ dedi. Başımdan kaynar sular döküldü. Bir can yoldaşımı uzaklara yollamanın hüznü çöktü içime. Meğer ben onu ne kadar sevmişim. Eğer hakkını helal etmesi gereken biri varsa bu o olmalı. Bizim ona değil onun bizlere çok hakkı geçmiştir.. İstanbul’ a dönünce dernekte cumartesileri nasıl geçireceğimi bilemiyorum.
Hakkını helal et Fahri Eyican .. Sen çok iyi bir CAN sın.
Erdoğan Başol, Güngör Kabakçıoğlu, Metin Gökçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ali Mazak, torunum Doruk, Raşit Yakalı, Akdağ Saydut, Müze Yöneticimiz Erdoğan Bozok ve Fahri Eyican Karikatür ve Mizah Müzemizdeki bir etkinlik sonrasında.