28 Haziran 2011 Salı

27 Haziran 2011 Pazartesi

GÜNGÖR KABAKÇIOĞLU ABİMİZİ KAYBETTİK.

Güngör Kabakçıoğlu abimizi dün /27-06-2011-Pazartesi/ kaybettik.Nur içinde yatsın.Aziz Yavuzdoğan kardeşimiz bu resmi tesadüfen dün Facebook' ta İhtiyarlar heyeti başlığı ile yayınlamıştı. Nur içinde yat Güngör abi, bizleri yalnız bıraktın.
Güngör abimizin cenazesi, 29 Haziran Çarşamba günü Levent Camiinde kılınacak öğle namazına müteakip, Kilyos Aile Mezarlığında toprağa verilecektir.
Tüm sevenlerine ve camiamıza duyurulur.
Güngör Kabakçıoğlu 1933 doğumlu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde Resim ve Mimarlık Bölümü'nde eğitim gördü. 1961 yılında Yüksek Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. Pekçok mimari esere imza atan Kabakçıoğlu, Tercüman, Akşam, Güneş, Yeni Yüzyıl gazetelerinde karikatürler çizdi. Mimarlık, resim ve karikatür yarışmalarında ödüller alan ve jüri üyeliklerinde bulunan Kabakçıoğlu'nun Karikatür Albümü ve Portreler adında iki kitabı daha vardır.

İZEL ROZENTAL SERGİSİ / Milas/

Basın Müzesi Sanat Galerisi'nde sergi


Sayın Basın Mensubu ve Sanatsever Dostlarımız,
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi, sanata ve sanatçıya ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Siz basın mensubu ve sanatsever dostlarımızdan ilginizin devamını bekler, Basın Müzesi Sanat Galerisi Salonlarında açılacak sergileri onurlandırmanızı dileriz.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi Salonlarında;
27 Haziran 2011 Pazartesi – 15 Temmuz 2011 Cuma  tarihleri arasında açılacak sergiler:
* İpek Betni: Resim Sergisi
Açılış – Kokteyl: 27 Haziran 2011 Pazartesi saat 14.00 – 19.30 arası.

08 Haziran  2011 Çarşamba – 15 Temmuz 2011 Cuma  tarihleri arasında devam eden sergiler:
* Alara Büyükkoyuncu: Resim Sergisi.
* Latife Baştuğ – Ekslibris Sergisi
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla,
Saadet ALTAY
Basın Müzesi Müdürü

Basın Müzesi - Divanyolu Cad. No:  84
Çemberlitaş - Eminönü / İSTANBUL
Tel: 0212 513 84 58 - 511 08 75
E-Posta: bm@tgc.org.tr

ASTEROİT YAĞMURU.......

26 Haziran 2011 Pazar

DUVAR BOYAMA...

Bu hafta kızım,gelinim, torunum,oğlum ve damadım bir haftalığına Bodrum'a geldiler. Canları sıkılınca da duvarları boyayıp anonim bir resim yaptılar."Baba bütün evi boyayalım mı?" Dediler ben de" Kalsın bir daha ki sefere devam edersiniz."dedim.

Torunum Doruk'un tatili bitti.

Yüzme hocasından bir hafta karne tatili alan torunum Doruk tatilini bitirip anne ve babasıyla İstanbul'a dönüyorlar. Bir buçuk ay sonra yüzme yarışları bitince yine gelecek..

25 Haziran 2011 Cumartesi


Bu karikaturun altina GS da deprem diyecektim, tam renklerken ev sallandı. Bodrum' da uzun bir deprem oldu 5 dakika önce.Hemen dısarı kaçtık.  Ujfalusi nin ahı tuttu.
İyi gunler dileği ile.
Rasit Yakali

20 Haziran 2011 Pazartesi

Tevfik Yener Çakmak arkadaşımız yazıyor.

Sevgili Raşit ağbiciğim;bildiğin gibi Babıali'de emekli olana kadar basında yazarlık,çizerlik dışında foto muhabiri olarak polis adliye muhabirliğinden tut da spor,magazin,sosyete yani her konuda çalıştım.Gazete-dergi basmak dışında her konuda çalıştım.Ben de gençliğimde gazetelere çektiğim foto romanlardan çok iyi ve yüksek paralar kazandım.İnsan genç olup da cebi de para görünce biraz dağıtıyor.Çalışıp kazanınca,onu bir güzel yemek istiyor.Kendine bir hak olarak görüyor.Bu futbolcu kardeşlerimiz de hem gençler,hem sağlıklılar,hem de bol para kazanıyorlar..Tatillerinde elbette eğlenecekler,biraz da dağıtacaklar.Tabii onların bu durumu yaşıtları gençleri kıskandırtıyor,ağızlarının suyunu akıtıyor.Gençlerimiz tiryakilik derecesinde olmamak şartıyla yerine göre içki sigara içmelerinde bence hiç bir mahzur yoktur.Onlar bunları tek tük içtiğinde,onları ayyaş göstermek,toplumun önüne kurban vermekten bence farkszdır.Bu konudaki eleştirimi anlayışla karşılamana teşekkür ederim.Sen sağol-varol ağbiciğim.

20 Haziran 2011 12:42 tarihinde rasit yakali <ryakali@yahoo.com> yazdı:
Yener cigim çok tesekkur ediyorum. Mesut bizim yuz akımız herşey onun da hakki ama kondisyonunu etkiler, dususe gecer diye cok korktum.
Yapici elestirin icin cok tesekkur ediyorum. Seni hep dikkatle iziliyorum. Yazini karikaturokulu bloguma da koydum. Her onerin benim icin cok degerli. Selamlar.
Rasit abin

Tevfik Yener Çakmak arkadaşımız yazıyor.

Raşit ağbi;Mesut Özil kardeşimiz bir sigara içmiş,bir içki içmişse hemen onu ayyaş,berduş yapmak,bana göre insafsızlık.Gençliğimizde bizler de hem top oynadık,hem de sigara ve yerine göre içki de içtik.Bu zararlı keyif veren maddeleri aşırıya kaçmayacak şekilde kullanmak,kişinin spor yaşantısını engellemez,bilakis antrenman ve maçların stresini üstünden atmasını sağlar,rahatlatır.Basınımız da senin karikatüründe Mesut'u çizdiğin gibi abartıyor.Tanınmış futbolcularımızdan biri Reina gibi gece kulübüne girerken veya çıkarken,basın tarafından görüntülenirse yandı gülüm keten helva.Halbuki medeni ülkelerde,bu tür yaşantı görüntüleri ne basına yansır ne de konuşulur.Çünkü antrenmanlar ve maçlar dışındaki yaşantısı o sporcunun özel yaşamıdır.Aşırılığa kaçmadıkça istediği gibi yaşar.

16 Haziran 2011 Perşembe

ERSİN BURAK SERGİSİNDEN

Yener Cakmak Yener Çakmak-Yalçın Didman-Ersin Burak,Tuzla'da sergide./15.06.2011

ERDOĞAN BAŞOL'A ÖDÜL.

  Bulgaristan'ın Rusçuk kentinde Avrupa Birliği kapsamında ve Avrupa Karikatürcüleri Federasyonu ( FECO ) tarafından düzenlenen International Cartoon Contest Valunteering Ruse 20011 konulu Uluslararası Karikatür yarışmasında Türkiye’den Karikatürist ERDOGAN BAŞOL ‘RUSE ART GALLERY-SPECİAL PRİZE‘ ödülünü kazandı.
http://www.mizahvecizgi.com/sol_kolon_haberler.php?subaction=showfull&id=1308175798&archive=&start_from=&ucat=3&

11 Haziran 2011 Cumartesi


TRT 1'in Mizah Merkezimizi tanıtan çekimi beklerken yazar Gonca Elmas Akay hanımefendinin "Kara Fatma" kitabının tanıtımı vardı.Birden Gonca hanımefendinin omuzundaki yunus döğmesi dikkatimi çekti.Yunusun ağzından küçük hava kabarcıkları çıkıyor ve omuzundaki çillerle bir bütünlük sağlıyordu. Bu bilerek yaplmış bir espriydi. Gonca hanımefendinin espri anlayışına bayıldım. İşe espiri denilen olay bu, bir anlık şimşek çakması. Haksız mıyım?.Yoksa yanılıyor muyum?
RaşitYakalı

MİZAH MERKEZİMİZ TRT 1 DE TANITILDI

http://www.facebook.com/video/video.php?v=2022697774318&saved

 TRT 1 de yayınlanan ve Mizah merkezimizi tanıtan proğramı izlemek için üstteki satırı tıklayınız.
Teşekkürler. Raşit Yakalı
Merhaba Raşit,
Fahri Eyican, "Mizah Merkezi [HQ]" adlı videon hakkında yorum yaptı.
Merhaba Raşit,
Muhammet Tunçsan, "Mizah Merkezi [HQ]" adlı videon hakkında yorum yaptı.
Muhammet şunu yazdı: "Çok teşekkür ederiz.Ben de sizi takip ediyorum hocam.Saygılar..."
Merhaba Raşit,
Muharrem Akten, "Mizah Merkezi [HQ]" adlı videon hakkında yorum yaptı.
Muharrem şunu yazdı: "raşit abi evin ve çalışma köşen çok güzel sen daha güzelsin.saygılar.."

9 Haziran 2011 Perşembe

RONALDO FUTBOLU BIRAKTI.

Melek Öngören hanımefendiden haber var.

Biliyorsunuz dün Ferit Öngören abimizin 1. ölüm yıldonümüydü. Biraz önce abimizin sevgili eşi Melek Öngören hanımefendi ile telefonda görüştüm. Bana, yapılan anma haberlerinden hiç habedar olmadığını ve kırgın olduğunu söyleyerek üzüntülerini iletti." Eşim,arkadaşım Ferit ile ilgili haberlerden haberdar olmak , ben de katılmak isterdim." diyerek  telefonunu verdi. Yayınlıyorum.
Melek Öngören:0212 35178 25

6 Haziran 2011 Pazartesi

Vahit Akça diyor ki:

merhaba Raşit abi,
şu sponsor meselesini anlatan, aslında bana insanlarla oynandığını düşündüren "el clasico" çiziminiz, aklıma geçen sene yaptığım "kupa bahane, futbol şahane" (http://www.mizahvecizgi.com/ustalar_orta.php?subaction=showfull&id=1276636793&archive=&start_from=&ucat=37&) tefrikasından(*) bir alıntıyı getirdi... 98 dünya kupası için şöyle bir derleme yapmışım:

Eduardo Galeano’dan: "...Brezilya beşinci kez şampiyon olamadı ama Adidas kazandı. Adidas’ın rakibi Nike ise ikincilik ve dördüncülükle yetindi... Akıllara Gascoigne’in “tavuk çiftliği”geliyor... “Denilene göre Nike firması, yeni piyasaya sürdüğü ayakkabılarının reklamı için, finale bir kala sinir krizleri geçiren Ronaldo’yu hasta hasta oynamaya zorlamıştı... Ronaldo ‘kazananların’ istisnasıydı gerçi, uykusu da dahil saatte bin dolar kazanıyordu lakin çokuluslu şirketler, markalar, kulüpler, yöneticiler, “yanlış anlaşılmasın, futbolcuların ruh sağlığını düşündükleri için değil, aksine onların aşırı yorularak verimden düşmelerini önlemek amacıyla psikologlara bir çuval dolusu para ödüyorlar..."
98 Kupa’sının galibi Brezilya’yı 3-0 yenen Fransa olmuştu.

günümüzde de değişen bir şey yok. futbolda da, başka spor dallarında da (hatta kültür, sanatta bile) artık sponsorsuz olmuyor. bir anlamda sporcular değil sponsorlar, markalar kapışıyor... sporcular da, sponsorlor da paraya doymuyor... netekim; Roland Garros'u kazanan Rafael Nadal (namıdeğer toprak ağası Rafa) bu gerçeği, elindeki kupayı havalara kaldırırken şöyle dile getiriyor: "... sponsorlara da çok teşekkür ediyorum. onlar olmasaydı bu organizasyon olamazdı..."

markaların (sponsorların) yarattığı sempatinin altında yatan (aysberg) yıkımın aklıma düşürdüğü bir anımsama da, Frederic Beigbeder'in 99 Francs adlı kitabı... bana, tüketmekle yok etmek arasında pek fark olmadığını anlatan kitaptan ilgimi çeken bir kaç alıntı:

"...harcıyorum, öyleyse varım.. ama ihtiyaçlar yaratmak için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor. işte benim savaş gereçlerim bunlar. hedefim sizsiniz... ben her yerdeyim. elimden kurtulamayacaksınız. gözünüzü nereye çevirseniz reklamlarımı görüyorsunuz. size can sıkıntısını yasaklıyorum. düşünmenizi engelliyorum. yenilik terörizmi hiç satmamı sağlıyor... ben doğrunun güzelin, iyinin ne olduğuna karar veriyorum... bilinçaltınızla ne kadar çok oynarsam bana o kadar çok itaat ediyorsunuz. şehrinizin duvarlarında bir yoğurdu methedersem, onu satın alacağınız garanti ederim. iradenizin özgür olduğunu sanıyorsunuz, ama er ya da geç, bir süpermarketin raflarında ürünümü tanıyacak ve onu satın alacaksınız, öylesine, sadece tadına bakmak için. bana inanın, ben işimi biliyorum... mmm, beyninize girmek öyle güzel ki.. ben beyninizin sağ yarısında boşalıyorum. arzularınız artık size ait değil: size kendi arzularımı dayatıyorum. rastgele arzulamanızı yasaklıyorum. arzularınız milyonlarca euro'luk bir yatırımın ürünü. yarın ne isteyeceğinize, bugün ben karar veriyorum..."

"... reklam totalitarizmi kendini temize çıkarmak bakımından daha akıllı. bu faşizm önceki başarısızlıklardan ders aldı. reklam, önsanlığı köleleştirmek için, düşük profilli olmayı, esnekliği ve ikna yöntemini seçti..."

"... insanın insana egemen olduğu günden beri ilk kez, karşısında özgürlüğün bile işe yaramadığı bir egemenlik sisteminde yaşıyoruz. tersine, sistem bütün kozlarını özgürlük üstüne oynuyor; en büyük buluşu da bu zaten. her türlü eleştiri yararına oluyor, her türlü yergi yılış yılış hoşgörüsünün yarattığı yanılsamayı güçlendiriyor. sistem size kibarca boyun eğdiriyor. her şey serbest, kerhaneyi düzsen kimse gelip küfretmez. sistem hedefine ulaştı: iteatsizlik bir iteat biçimi haline geldi..."

"...
-neden mizah yapmak gerekiyor?
-bu, markanız için iyi bir şey. mizah insanların sempatisini kazanmanızı sağlar. ve akılda kalmak, açısından mükemmeldir. tüketiciler kendilerini güldüren şeyleri daha iyi hatırlıyorlar: sonra akşam yemekte, işyerinde, teneffüste birbirlerine anlatıyorlar. şu sıralar iyi iş yapan komedilere bakın...."

"... dünya denen gezegenin tarihinde ilk kez, bütün ülkelerin insanları aynı hedefte birleşti: reklamlardaki tiplemelere benzemelerine yetecek kadar para kazanmak... markalar ise insanlar karşısında WORD WAR III'yi kazandılar..."

"... ben saftım. saflık, bir şirkette aranan bir nitelik değil. düpedüz aldandım ben. zaten, sizinle aramdaki tek ortak nokta bu..."

selam, saygılar
vahit akça

İkisinin de sponsorları "NİKE"

4 Haziran 2011 Cumartesi

" Senedeee bir güüüüün...

* Bu kaktüs senenede birgün açarmiş. Ben de; o "....Senede biiiiir güüüüün" ü "Çatışma kurbanı masum çocuklar günü" olan bu gün de sizlerle paylaşmak isedim.
Çatışmasız günler dileği ile.
Raşit Yakalı

Guus Hiddink maçı seyrediyor...